Şimdi önemli doğum sıralarının tespitlerine bir göz atalım…

 

İlk Çocuk (En Büyük)


Ailenin ilk göz ağrısı olarak tanımlanan en büyük çocuk, genellikle doğumundan itibaren ilgi odağı olmuştur. İlk çocuk henüz hiçbir kardeşin olmadığı ortama doğduğu için ailenin bütün imkanlarına sahip olur. Anne babanın ilgisi, evin en güzel köşesi, kıyafetlerin en yenisi… Bütün olanaklar ilk çocuk daha doğmadan hazır hale gelir. Aynı zamanda anne ve babanın acemilik dönemine denk gelen ilk çocuklar, yetiştirilirken bu acemiliğin olumsuzluklarıyla da fazlasıyla karşılaşır. Yoğun ilgiye alışan ilk çocuklar, ileride bağımlı olmaya, her zaman önde olmak için çok fazla çabalamaya eğilimli bir kişiliğe sahip olabilirler. Güç kavramına pozitif tutumu olan en büyük kardeşler, yaşamın ilerleyen dönemlerinde otoriter bir pozisyon ararlar.


İkinci Çocuk


Doğduktan sonra en büyük çocuğun gördüğü ilgiyi paylaşır ve bu iki kardeş arasındaki yarış başlamış olur. İkinci çocuk, hayat boyu ilk doğana yetişmeye çalışır. Aynı zamanda bu rekabetçi ortam, onları karamsarlığa veya aşırı hırslı bir kişiliğe büründürebilir. Genel olarak en büyük çocuktan farklı bir hayat yaşamak isterler. Bu süregelen yarış, iki tahmini sonuç ile bitmektedir: Birincisi, ilk çocuk bütün başarıları toplar ve ikinci çocuk pes eder. İkincisi, ikinci doğan çocuk hırsı ile ailedeki herkesi geride bırakır ve göz odağı olur.


Ortanca Çocuk


Ortanca çocuk, aile içerisinde genellikle öncelikli bir konumda olan ilk çocuk ile üzerine fazla düşülen küçük kardeş arasında kendisini aile dışına itilmiş ve sıkışmış gibi hissedebilir. Bu durum aynı zamanda ortanca çocukların ailelerinin dikkatini çekecek ve takdirlerini toplayacak herhangi bir kişilik özelliğine sahip olmadıklarına ve dolayısıyla diğer kardeşlerinden daha önemsiz olduklarını düşünmelerine yol açabilir. Bu durum ortanca çocuğun, diğer kardeşleri kadar yetenekli olmadığı inancını geliştirmesine ve “zavallı ben (poor me)” tutumu sergilemesine neden olabilir. Yaşamın adaletsiz olduğuna inanabilir ve genellikle adalet ve eşitlik konularına duyarlıdırlar. Aile içerisinde onu ayrı kılan konuma ulaşmak için bir aziz rolüne bürünebilir ve bazıları konumundan ötürü kişiler arası ilişkilerde başarılı bir karakter geliştirebilir.


En Küçük Çocuk


En küçük çocuk her zaman ailenin bebeğidir ve genellikle ailenin en çok şımartılmış olanıdır. Çoğunlukla çevredekiler için küçük “prens” ya da “prenses” olarak görülürler. Genellikle diğer aile bireyleri tarafından ciddiye alınmazlar ve aile için her zaman çocuk kalırlar. Bu durum, en küçük çocuğun benmerkezci tutumlar geliştirmesine, kendisinden daha güçlü yetenekli gördüğü kardeşlerinin varlığından kaynaklanan yetersizlik duygusu yaşamasına yol açabilir. En küçük çocuk başkalarının onun hayatını şekillendirmesini mümkün kılacak özellikler geliştirme eğilimindedir. Diğer doğum sıraları ile karşılaştırıldığında, en son çocuklar kişiler arası ilişkilerde en itaatkâr olan kişilerdir. Bütün bunların yanı sıra son çocuklar eğlenceli, popüler, cana yakın, çıkarcı kişiler olarak da tanımlanmaktadır.


Tek Çocuk


İlk doğan çocuklar gibi aile içinde eşsiz bir konuma sahiptir çünkü ebeveynler tarafından pohpohlanırlar. Tek çocuk her zaman ailesinin bütün ilgi ve sevgisini üzerinde toplamak ister, eğer bu konumu tehlikeye girerse büyük bir haksızlık gözüyle bakabilir. Yalnız başına yetişir ve bu nedenle toplumsal davranışların gelişmesi için gerekli olan ortamdan yoksun olabilir. Paylaşmayı ve diğer çocuklarla işbirliği yapmayı öğrenmezler ama yetişkinlerle iyi geçinmeyi öğrenirler. Genellikle yapandan çok alan kişilerdir. Bütün dikkatin tek kişide toplanması, akranlarla ilişki kurmada zorluk yaşanma, ilerleyen yıllarda artık ilginin odağı olmadığı veya ebeveynlerin ölümü gibi durumlarda birçok güçlük yaşamaya eğilimlidirler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar