Bir hikâye
Yavuz Sultan Selim’in Büyük Aşkı
Tahta çıktığı günden itibaren çok kısa zamanda büyük devletlerle savaşıp galip gelen; Mısır’ı, Suriye’yi ve İran’ın bir bölümünü topraklarına katan Yavuz Sultan Selim ne kadar büyük komutan olduğunu göstermişti. Bu sefer sırasında yaşadığı aşk ise onun ne kadar nahif ve aynı zamanda iyi bir şair olduğunun göstergesiydi.
Yavuz Selim, Ridaniye zaferi öncesinde Şam yakınlarında bir yerde otağını kurdurarak burada bir müddet kalır. Bu süre içerisinde otağın temizlik işlerini yapan bir Türkmen kızı vardır. Görevini yapmak üzere otağa girip çıkarken padişahı görür ve aşık olur.
Günler geçerken içten içe eriyen bu Türkmen kızı ne yapacağını bilemez. Neticede o koskoca bir cihan sultanı kendisi ise bir hizmetlidir. Sevdiğini nasıl açıklasın. Ancak bir gün dayanamaz ve otağda bulunan bir kağıda bir mısra yazar;
” Derdi olan neylesin? ”
Otağına gelen Yavuz Selim kağıdı görür ve durumu anlar. Usulü bozmayarak o da mısranın altına cevap mahiyetinde bir mısra yazar;
” Derdi olan söylesin ”
Ertesi gün temizlik işlerini yapmak üzere otağa gelen Türkmen kızı kağıtta yazılı mısrayı görünce heyecanlanır. Ağlamaya başlar. Kalbinde doğan bir umut ve aynı zamanda çekingenlikle yazının devamını getirir ve bir mısra daha yazar;
” Korkuyorsa neylesin? ”
Akşam olduğunda otağına dinlenmeye çekilen Yavuz Selim notu görür. Türkmen kızının notu yazma, cevap verme cesaretine ve belagatinin güzelliğine gizliden hayran olur, onun da içine bir garip duygu düşer. Son olarak bir mısra daha ekler;
” Hiç korkmasın söylesin ”
Sabah notu bulduğunda Türkmen kızının kalbi, adeta ağzından çıkacak derece de atmaktadır. Altalta yazılan bu satırlar güzel bir dörtlük oluşturmaktadırlar;
Derdi olan neylesin?
Derdi olan söylesin
Korkuyorsa neylesin?
Hiç korkmasın söylesin.
Padişah artık bu ince ruhlu Türkmen kızını görmek istemektedir. Gerekli emirleri verir. Bunun üzerine güzeller güzeli, nazenin, ceylan bakışlı Türkmen kızı padişahın huzuruna getirilir. Yavuz Selim Türkmen kızına çarpılır, kız ise yüzü al al olmuş nefes alışverişi zorlanmış şekilde huzurda kalakalmıştır. Yavuz Selim’in ona doğru yönelmesiyle Türkmen kızının ” sultanım ” diyerek sultanın kollarına düşmesi bir olur. Türkmen kızı son nefesini vermiştir.
Koskoca cihan padişahı Yavuz Selim buna dayanamaz ve ağlar. Türkmen kızı için yaptırdığı mezar taşına kendi şiiri olan o meşhur dörtlüğü yazdırır. Böylece aşkın kudreti karşısında, tüm dünyaya diz çöktüren kendi kudretinin nasılda eridiğini adeta ilan etmiştir:
Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.
Günümüz Türkçesiyle;
Bilmem gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki
Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı
Benim pençemin(gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken
Felek beni bir ahu gözlüye esir etti..

Yorumlar
Yorum Gönder