Bir kitap

 

Kitabın Adı: Fatih Harbiye 

Yazarı: Peyami Safa 

Hakkında: Fatih Harbiye, Peyami Safa tarafından kaleme alınan, 1931 yılında basılan bir romandır. Bu eser, Türk edebiyatının modernleşme sürecinde, toplumsal değişim ve bireyin iç dünyası arasındaki çatışmayı işler. Roman, Batı ve Doğu kültürlerinin, geleneksel ve modern değerlerinin çatıştığı bir dönemde geçer ve başlıca karakterler üzerinden bu temalar ele alınır.

Yazar romanında modern bir hayatla ve eski değerlere bağlı bir hayat arasında bocalayan Neriman'ın hikâyesini anlatmaktadır.

Roman 1990 ve 2013 yıllarında aynı adla televizyon dizilerine uyarlanmıştır.


***Yukarıda belirtildiği gibi kitap doğu batı kültürünün çatışmasını anlatıyor. Güzel bir kitap. Okunması gerektiğini düşünüyorum. Birkaç alıntıyı sizinle paylaşacağım yine... umarım beğenirsiniz...

★ Bir taraftan da hissediyordu ki odasının intizamı, ruhundaki iğtişaşın(kargaşa, karışıklık) neticesine bağlıydı; günlerden beri süren ve bugün son haddine gelen bu deruni ihtilal bitmeden odasını düzeltmeye kalkmak nafile bir hareketti; hatta kendi ruhunu bir aynada seyreder gibi görebilmesi için odayı daha fazla dağıtmak ve tabağı bardağı yere atıp kırmak, notaları yırtmak da istiyordu.

★Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bulduğu şundandı: Şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur, hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lapacı, tembel, hayalperest mahluk, çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.


★Faiz Bey:

Güzel bulmuşsun, dedi, filhakika şarkılar kediler garplılar da köpekleri bunun için severler; şarklı tembel, garplı da çalışkandır. Fakat gel seninle bu muammayı birlikte halledelim. Acaba her oturan adam tembel, her koşan adam çalışkan mıdır?


★ Ve içine sırlar doluyordu. Yalnız duyulan ve asla bilinmeyen o sırlar ki, birbiri üstüne yığılarak bir iğne ucu kadar küçük bir saha içinde adeta büyük denizler gibi derinleşiyordu. Şinasi, bu ummanın içine benliğini atarak boğmaya, Bir nevi deruni intihara çalışıyordu, fakat ölmüyordu; hayata daha kuvvetle kavuşan maneviyatının bu tatlı ve müthiş basü badelmevti içinde, kendini oraya atıyor, çıkıyor, tekrar atıyordu. Ve bu saatlerce bazen günlerce devam ediyordu: Ruhi perversite'lerin en nefisi. Ve insanların yanında ise, kalabalıkta ise, gözyaşlarını kendi içine akıtarak ağlıyordu.

basü badelmevti: kıyamet gününde ölülerin tekrar dirilmesi. 

perversite: sapkınlık.

Yorumlar

Popüler Yayınlar