Bir Kitap


Kitabın Adı: Biz Osmanlıyız 

Yazarı: Yavuz Bahadıroğlu

Hakkında: Osmanlı toplumu, bir "sevgi, şefkat ve yardım toplumu"ydu. Devlet, "hayat ve hayrat devleti", insan "hayrat ve hasenat insanı"ydı.


Osmanlı'da hayat ahirete dönüktü. Ahirete dönük olduğu için de hayatta fuzuli şeylere yer yoktu.

Osmanlı İnsanı "kıble yürekli"ydi. Faziletliydi, dürüsttü çevreciydi, medeniydi, nazikti; cihana örnekti. Haya ve gayret sahibiydi. Zaferler ve başarılar hayatın bir parçasıydı.


Osmanlı'da, insan hakları gözetilirdi. Herkes ibadetinde, kıyafetinde, seyahatinde, ticaretinde özgürdü.

Osmanlı'da "güçlü olan haklı" değil, "haklı olan güçlü"ydü. Adalet duygusu, hayatın her alanını kaplamıştı.

Devlet milletle bütünleşmişti. Farklı kültürler, asırlarca barış içinde bir arada yaşamıştı.

Osmanlı, yetiştirdiği "cevher insan"larla dünyaya nam salmıştı.


Tarih gerçek bir "ibret aynası" ve tam bir "tecrübe tahtası"dır. Ve boşuna yaşanmış bir tecrübeler yığını değildir.

Bugün, geçmişimizden ders almanın ve "yeniden Osmanlı" demenin tam zamanı.


***Güzel bir kitaba başlamanın tam zamanı... Köklerimizi yeniden hatırlatacak, arı ve duru bir anlatımı olan, ilginizi çekebilecek bir kitap. İyi okumalar...

★Bazı insanlar umutla çırpınırken, bazıları kendi ürettiği umutsuzluk girdabında kendini boğar. Hayatın zorluklarına teslim olanlar, her zorluk karşısında pes etmeyi "yaşamak" zannederler.

★Ne demişti Ak Hoca:

"Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah'ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder (gerçekleşir)."

★Bizim mesleğimiz Allah yoludur, maksadımız ilâ-yı kelimetullahtır. Davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir.

★Hedeflerimiz kısa... O kadar kısa ki, ufkumuzu daraltıyor.Oysa hedeflerimiz uzun olmalı.. Ne kendi hayatımızla sınırlanmalı, ne fani dünya ile...

★Lüks, ihtişam, gösteriş gibi dünyaya yönelik kavramlar, inancımızın bir parçası olmadığı gibi, kültürümüzün, medeniyetimizin ya da tarihimizin de bir parçası değil.

★Biliyor musunuz ki, yükselme devrinde, Osmanlı Devleti, muhatabı olan devletlerle anlaşma imzalamaz, sadece tek taraflı olarak imzaladığı belgeyi muhataplarına verirdi. Yani kimseyi kendine 'emsal' kabul etmezdi.

Bu şu demekti:" Sözümden dönmeyeceğimi imzamla taahhüt ediyorum ve size, rahatlamanız açısından, bu manada bir belge veriyorum; sizin bana belge vermenize gerek yoktur, çünkü taahhütleriniz dışına çıkarsanız tepenize inerim!"

★Ufkunuzda ne varsa, o olursunuz.

Ve ancak hayalinizle hedefiniz kadar varsınız.

★Başarısızlıklarımızı imkansızlıklarla izah etmeye çalışırız. Ama imkansızlıkları yenerek başaran öyle çok isim var ki, örnek alınmayı beklerler.

★İmkânsızlıklardan yakınmaktan imkân üretmeye fırsat bulamıyoruz.

★Bir taraftan "İnsan yetişmiyor" diye ağlarken, bir taraftan da Fatihler yetiştirmiş bir milletin torunları olduğumuzu hatırlamamız lâzım.

★Yahya Kemal Beyatlı'nın bir tespitiyle noktalayalım: "Eski Türklerin bir dinî hayatları vardı, dinî hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dinî hayatları olduğunda çok şeyleri olacak."

Yorumlar

Popüler Yayınlar