O ADAM


Bir gün geliyor bir kalp hırsızı ansınızın gelip çalıyor kapıyı ve biz o an diyoruz ki işte O ADAM. Yıllardır beklediğim hasretini çektiğim aradığım adam geldi sonunda.... Peki ne oluyor da biz, "O ADAM" dediklerimizi 3 ay, 5 veya 30 yıl sonra kaybediyoruz.


İşte o arada olan ne? Acaba O ADAM değil miydi?

Yoksa bizim O ADAM beklentimiz mi güncellendi veya değişti? 

Etrafınıza bir bakın, O ADAM'ın kırdığı ne kadar çok kalp olduğunu göreceksiniz. O zaman başa dönelim. O ADAM'i seçerken ve kalbimizden geçerek dudaklarımızdan dökülen o sözcüğe geçerkene beklediklerimize bir bakalım. Belki beklentilerimiz hatalı veya hayalperest. 

Belki de tanımadan anlamadan aceleci davranıyoruz O ADAM dediğimizde...

Hayal kırıklıklarımızın bizim yarattığımız hayal ürünü 0 ADAM'lardan kaynaklandığını unutmayalım. Zaten sözcüğün temeline de baktığımız zaman; hayal-kırıklığı. Demek ki zaten bir hayal...


Yani bizim yarattığımız bir illüzyon... 

Bu durumda beklentilerimizi biraz aşağıya çekmek ve kalbimizi korumaya almak ve O ADAM'ı tanımak için durumu sürece yaymak sizce de faydalı bir yöntem değil mi? 0 ADAM diyebileceğimiz kişiyi önce tanıyalım, anlayalım, sonrasında optimum değerlerde buluşup buluşamayacağımıza bir bakalım ve buna göre kalbimizin yani duygularımızın içine lütfen biraz mantık ateşimizi yakarak bakalım. Biraz belki diyelim, biraz da acaba diyelim. Sorular soralım. Ama sorgulamayalım. Merak edelim ama fesatlık yapmayalım. Gerçekten tanımaya anlamaya çalışalım.


Işte bu duygular neticesinde belki de uzun soluklu bir 0 ADAM'ı seçebilir ve mutluluk kapılarını ardına kadar açabiliriz. Aceleci olmayalım O ADAM demek için. 

Sabırlı ve sakin olalım. 

Aşkın illüzyonuna kapılamayalım. Biraz akışta, biraz yolda karar verelim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar