Mutluluk
Gençken evlenip çoluk çocuğa karışınca yaşamın daha iyi olacağına inanırız. Sonra çocukların yeterince büyümediğine karar verir ve onlar büyünce halimizden daha memnun olacağımızı düşünürüz.
Daha sonra gençlerle uğraşmaktan usanır ve çocuklarımız gençlikten çıkınca kesinlikle mutlu olacağımıza inanırız. Eşimiz bize daha iyi davranmaya başladığında, daha güzel bir araba aldığımızda, tatile çıkabildiğimizde, emekli olduğumuzda mutlaka daha mutlu olacağımızı kendimize anımsatırız.
Gerçek şu ki mutlu olmak için içinde bulunduğumuz andan daha uygun bir zaman yoktur. Şimdi değilse, ne zaman?
Yaşamınız her zaman zorluklarla engellerle dolu olacaktır. Bunu işin başındayken kabul edip, her şeye karşın mutlu olmaya karar vermek en iyisidir. Uzun bir süre, gün gelip gerçek yaşamımın başlayacağını düşündüm. Ama her zaman önce aşılması gereken bir engel vardı karşımda. Yaşanması gereken bir acı, bitirilmesi gereken bir iş, ödenmesi gereken bir borç. Yaşam hep daha sonra başlayacaktı. Sonunda bu engellerin aslında yaşamımın ta kendisi olduğunu anladım.
Yaşama bu gözle bakınca mutluluğa ulaşan bir yol olmadığını gördüm. Mutluluk aslında bu yoldan ibaret. O zaman elindeki her anın değerini bil. O anı senin için özel olan, seni özel bulan birisiyle paylaşabildiğin için daha bir sev ve anımsa, zaman kimseyi beklemez.
Şu andan daha iyi bir an olmayacağına karar vermek için;
okulu bitirmeyi, okula geri dönmeyi, on kilo vermeyi, on kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların evlenmesini, bir işe girmeyi, evlenmeyi, boşanmayı, cuma akşamını, pazar sabahını, yeni bir ev almayı, arabanın taksitlerini ödemeyi, ilkbaharı, yazı, sonbaharı, kışı, zengin olmayı, ayın birini ya da on beşini, radyoda sevdiğin şarkının çalınmasını, sarhoş olmayı, ayılmayı, ölmeyi, yeniden doğmayı
beklemekten...
hemen vazgeç!.
Mutluluk varılacak bir hedef değil, yolculuğun ta kendisidir.

Yorumlar
Yorum Gönder