Su kuyusu...
Bu videodaki, Yusuf Hemedani'nin şu sözleri beni çok etkiledi: "Kova suyun içinde olduğu kadar, su da kovanın içinde olaydı hepimizi serinletirdi. Şimdi kendini de bizi de susuz bıraktı. İlmimiz de İslamımızda kovaya ne çok benzer. Sormalı değil mi, biz İslamın içindeyiz lakin İslam bizim içimizde mi?"
Kova suyun içinde olduğu kadar, su da kovanın içinde olaydı... Ne müthiş bir metafor... Her kavrama uygulanabilen cinsten... İşte ben de bu noktada kovayı yalnız ilme ya da islama değil eğitim sistemimize çok benzetiyorum... Bizler eğitimin içindeyiz evet ama eğitim bizim içimizde mi? Ne öğrenmek istiyoruz, ne kadar öğrenmek istiyoruz ya da en önemlisi öğrenmek istiyor muyuz?... Bizler okula ya da fakülteye derse giderken öğrenmek için mi gidiyoruz, yok yazılmamak için mi? Ya da şöyle sorayım. Okula gitmek için mi gidiyoruz, bir şeyler öğrenmek için mi? Temelde hepimiz, eğitim sistemimizden şikayet ediyoruz değil mi, öğretmenlerimizin bize bir şey öğretmediğinden yakınıyoruz ama kendimize şunu sormuyoruz, biz öğrenmek istedik mi, biz öğrenmek için çaba gösterdik mi?
Evet eğitim sistemimizin de, öğretmenlerimizin de hataları var, yok değil, bunu kabul ediyorum ama bizim de yok mu? Suçu sadece onlara atıp bir kenara çekilmek ne kadar doğru? Öğrenmek istemeyip, dersi dinlemeyip suçu öğretmenlerimize atmak pek akıl karı gelmiyor bana...
Bugün bir öğrenciye, lise ya da üniversite öğrencisi olsun fark etmez, ne olmak istiyorsun diye sorduğumuzda; zengin olmak istiyorum, şeklinde bir cevap alıyoruz. Ne öğrenmek istiyorsun diye sorduğumuzda; kısa yoldan nasıl zengin olabileceklerini öğrenmek istediklerini görüyoruz. Kimileri buna zengin koca bulmak gibi pratik yöntemler geliştirmiş durumda. Bulabilirler mi ya da buldular mı orası ayrı bir muamma ama burada önemli bir detay var ki o da şudur: kimse tarihini, edebiyatını, kültürünü ve değerlerini öğrenmek istemiyor; bilimle, sanatla, felsefeyle ilgilenmek istemiyor. (İstisnalar kaideyi bozmaz, muhakkak öğrenen ilgilenen vardır, onlara lafımız yok, ben genel olarak konuşuyorum.) Öğrenmek istemeyen ve içinde bulunduğu sistemden şikayet eden bir nesil ile karşı karşıyayız. Bir tek istekleri var, o da zengin olmak. Matematik, coğrafya, felsefe ya da fizik onlar için önemli değil. Onlar için önemli olan; bindikleri araba, elindeki telefon, cebindeki para...
İşte bende bilhassa bu yüzden bu soruların cevaplarını çok kıymetli buluyorum. Çünkü bu soruların cevabını bulmak demek eğitim sistemimizde yaşadığımız bazı sorunların çözümüne ulaşmak demek... Sadece eleştirerek, suçlayarak bir yere varamayız. İçinde bulunduğumuz durumun farkında olup bu durum karşısında ne yapabiliriz bunları düşünmeli, bunları sorgulamalı, bunları konuşmalıyız. Daha kalıcı çözümler üreterek ilerlemeliyiz...
***Bu sahneyi Uyanış Büyük Selçuklu dizisinin 3. Bölümden aldım. O devri mükemmel bir şekilde anlatan bu dizinin, beni en etkileyen sahnelerinden biriydi... Yusuf Hemedani, İmam Gazali ve Nizamülmülk arasında geçen bir muhabbet...

Yorumlar
Yorum Gönder