Kabul, Cesaret, Değişim
Bir istiridye komşu istiridyeye dedi:
"İçimde büyük bir sancı var. Ağır ve yuvarlak ve bana çok ıstırap veriyor."
Ve öbür istiridye tepeden bakar bir hoşnutlukla yanıtladı:
"Göğe ve denizlere şükürler olsun ki benim içimde hiçbir sancı yok. İçimde ve dışımda her şey iyi ve tamam."
O sırada oradan geçmekte olan bir yengeç iki istiridyenin konuşmasını duydu ve içinde ve dışında her şey iyi ve tamam olan istiridyeye dedi:
"Evet, iyi ve tamamsın ama komşunun taşıdığı sancı gerçekte son derece güzel bir inci."
Halil CİBRAN - Gezgin
Acılar yaşamamış bir canlı var mıdır dünyada? Hayat bulduğu bedeninde sonsuz olan ruhunda acıyı hissetmemiş insanoğlu var mıdır? Ölümler, hastalıklar, iflaslar, kazalar, kayıplar... Çeşit çeşit acılar var. Bedensel acılar hissedilmesin diye tıbbi müdahale öncesi anestezi yaparız. Anestezi yapıldığı zaman bölgesel anestezi ise o organı hissedemez ve kullanamayız, genel ise hiçbir şeyi hissedemeyiz ve hiçbir uzvumuzu kullanamayız. Aslında buradan benzeterek diyebiliriz ki acısız bir yaşam dilemek, anestezili bir beden dilemek gibidir. Ruhsal acılardan kurtulmak için kendilerini uyuşturmaya çalışan madde kullanıcıları, nafile bir çaba içinde olduklarını anlamayacak kadar zayıflatıyorlar zihinlerini. Loing" Hayatımızda birçok acı vardır ve belki de bunların içinde etkisinden kurtulabileceğimiz tek acı acıdan kurtulmaya çalıştığımız zaman duyduğumuz acıdır." sözü ne güzel anlatır bu hali. Acı bir bedeldir. Yaşamda var olmanın, büyümenin, olgunlaşmanın bedelidir acılar. Haykırışlar gebe kadının doğum sancılarındaki gibi göz yaşları hayat yolculuğumuzdaki arabamızın kirlenen camını temizleyen su gibidir. Sonuçta yolumuzu daha iyi görürüz hayat yolculuğunda, hamile kadının sahip olduğu gibi bir incimiz olur belki. Hz. Mevlana'nın benzettiği gibi dert sopasıyla dövmenin maksadı acı çektirmek değil de tozunu almaktır, bazen. Cibran'ın dediği gibidir belki de: "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir. Acınız, aslında içinizdeki doktorun, hasta yanınızı iyileştirmek için sunduğu 'acı' ilaçtır. Doktorunuza güvenin ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için çünkü size sert ve haşin de gelse onun elleri Görülmeyenin'in şefkatli elleri tarafından yönlendirilir. Ve size ilacı sunduğu kadeh dudaklarınızı yaksa da O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış kilden yapılmıştır."
Maksadımız acıyı övmek değil ama hayatın kaçınılmazı ile baş etmeye çalışırken kabul ile başlamayı öneriyoruz. Sürekli tatlı yerse hastalanacağını bildiğimiz bedenin içindeki misafir olan ruhunda fıtratında sürekli zevk, sefa ve mutluluk yemeğini yemenin olmadığını da biliyoruz. Bedensel acıya katlanırken zorlandığımızda ağrı kesiciler ve anestezilerden yardım alırız ya, bazen ruhsal acılara dayanmak için inancımızdan ve sabır gibi değerlerimizden yararlanmalıyız. Ruhun çektiği acılar da olgunlaşması ve belki de ebedi yolculuğuna daha hafif devam edebilmesi için fazlalıklarından kurtulmasını sağlıyor olamaz mı?
Hayatta kaldıramayacağımız yükleri yüklememe sözü vermiş Tanrı'nın yüklediği yükleri taşımakta zorlanıyorsak belki bakış açımızı değiştirmeliyiz. Yükü ağırlaştıran ve acıyı dayanılmaz kılan bazen bizim kabul etmeyişimiz ya da bakış açımızdaki darlıklar olabilir. Belki de acıya katlanmayı sağlayacak öz kaynaklarımızı görmüyoruz ve kullanmıyoruzdur. Bir de bazı acıların nedenleri olan süreçlerin tekrarını engellemek bizim elimizde. "Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz. Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır." der Cibran. Bize acı veren hatalarımızın hata olduğunu anlayabilmemiz için acı vermesi gerekiyor olabilir. O zaman farkındalığımızı artırıp öğrenir ve sabredersek güçlenerek çıkarız süreçten. Yaşam yolculuğumuzda acının daha az öğretmen olmasını dileyerek bitirelim sözümüzü o zaman.
"Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini hayranlıkla izlemek üzere açarsanız, acınızın, neşenizden hiç de daha az harikulade olmadığını göreceksiniz.
Ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylayacaksınız. Ve kederinizin kışını da pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz."
Halil CİBRAN
Üniversitesimiz bünyesindeki Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Ana Bilim Dalımızın çok değerli hocası Prof. Dr. Şahin KESİCİ hocam ile Psikiyatri alanında Prof. Dr. Mehmet AK hocamın yazdığı bir kitaptan alınmıştır. Öfke, kuruntu, bilge akıl, huzur duası, farkındalık vb bölümleri olan hikayelerle, anekdotlarla ve özdeyişlerle donatılmış mükemmel bir kitap.
Bu kitabı okurken; farkındalık yolculuğuna çıktığınızı ve bakış açınızın değiştiğini fark edeceksiniz. Yalın, anlaşılır ve sohbet havasında bir üslubu olduğu için hiç sıkılmayacaksınız... İyi okumalar...

Yorumlar
Yorum Gönder